
AlışveriÅŸ merkezleri, 80′li yıllardan itibaren Batı’nın refah toplumlarında sadece bir alışveriÅŸ alanı deÄŸil birer sosyalleÅŸme alanıydı da… Bazı antropologlar, iyi yontulmuÅŸ çakmak taÅŸlarına karşı sığır derisi ya da geyik fibulasının takas edildiÄŸi o ilk ve en ilkel alışveriÅŸlerin gerçekleÅŸtiÄŸi nehir kıyılarını da “alışveriÅŸ merkezi” olarak görse de günümüzdeki anlamıyla alışveriÅŸ merkezleri, ortaçaÄŸ liman kentlerinin açık pazarlarından da 19. yüzyılın burjuva pasajlarından da farklı olarak, kapitalist ekonominin bir tür gövde gösterisini üstleniyordu. 80′ler, boÅŸ market rafları önünde birkaç litre votka ve biraz kara ekmek için sıra bekleyen DoÄŸu Bloku yurttaÅŸlarının dokunaklı görüntülerinin, Batı’nın parlak vitrinli alışveriÅŸ merkezlerinden ibretle seyredildiÄŸi yıllardı. Kapitalizmin sınırsız ürün çeÅŸitliliÄŸi ve arz/dağıtım baÅŸarısının kuleleri olarak yükseldiler.
Bizim, 90′lı yıllarda baÅŸlayan bir süreçte tanıklık ettiÄŸimiz bu tüketim mabedleri, kalabalık toplulukların, tişört, çikolata, televizyon ya da mayonez satın aldıkları, film izledikleri, çocuklarıyla oyun oynadıkları, kahve içtikleri ve flört ettikleri birer insan parkıydı.
Ama bir dönem bütün insanları kendisine çeken bu alışveriÅŸ kiliseleri, 90′ların ortalarından itibaren, yine Batı’dan baÅŸlayarak, iki temel sürecin etkisiyle ziyaretçilerini yavaÅŸ yavaÅŸ kaptırmaya baÅŸladı. Bunlardan ilki 1995′ten itibaren baÅŸta ABD olmak üzere tüm dünyada hızla yaygınlaÅŸan internetin sunduÄŸu alışveriÅŸ olanaklarıydı. İkincisi de özellikle 11 Eylül 2001′den sonra zuhur eden “güvenlik” endiÅŸesinin, kimi zaman insanları “kalabalık ve kapalı” ortamlardan uzak tutacak kadar büyümesi.
Elektronik ticaret ya da sanal alışveriÅŸ, zaten henüz alışveriÅŸ yokken bile insanları kendisine tutsak etmeye baÅŸlamış bu olaÄŸanüstü iletiÅŸim mecrasının, sadece bir koltukta karşısına oturmasını istediÄŸi ve bu haliyle de kolaylıkla cezbettiÄŸi kullanıcılarının üzerinde kazandığı/kazanmakta olduÄŸu yeni bir zaferin adıydı. Zaten artık “öteki insanları” görmek, film izlemek ya da eÄŸlenmek için alışveriÅŸ merkezlerine de ihtiyaç yoktu…
2008 hacmi 9 milyar TL
11 AÄŸustos 1994′te NetMarket isimli site Sting’in “Ten Summoners Tales” isimli albümünü 12.48 dolara sattığında dünya üzerindeki ilk sanal alışveriÅŸi yapmış ve ticaret açısından artık önüne geçilemez bir sürecin fitilini ateÅŸlemiÅŸ oldu. 1995′ten itibaren internet kullanımının hızla yaygınlaÅŸmasıyla ortaya çıkan e-ticaret, “tamamen serbestleÅŸmiÅŸ ticaret” düşü için de çok elveriÅŸli bir zemin yaratarak geliÅŸiyor.
Dünyada 2001 yılında e-ticaretin hacmi 65 milyar dolarken, 2007 sonunda 233 milyar dolara ulaÅŸtı. 2008′de krizin etkisiyle bu hızlı yükseliÅŸ biraz olsun durulsa da hacmin geniÅŸlemeye devam edeceÄŸi görülüyor. Türkiye’de de özellikle 1999 yılından sonra, internetin de daha etkin kullanılmaya baÅŸlanmasıyla birlikte pek çok büyük ve orta ölçekli kuruluÅŸun doÄŸrudan satış kanalları oluÅŸturmaya baÅŸladıkları görüldü. Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre 2005′te 1.4 milyon lira olan e-ticaret hacmi 2008′de 9.1 milyon liraya ulaÅŸtı. Krizin reel ticarette yarattığı gerilemenin yanında sanal ticaretteki gerilemenin de oldukça sınırlı olduÄŸu görülüyor. Bu sayfada yer alan tablolarda e-ticaret hacminde belirgin bir geniÅŸleme görülüyor.
Türkiye’de sanal pos üzerinden gerçekleÅŸen e-ticaret 2007 yılında 2006′ya göre yüzde 105 artarak 5.5 milyar TL’ye ulaÅŸtı. 2008′de ise son çeyrekte küresel krizin etkisiyle görülen ivme kaybına raÄŸmen yine etkileyici bir sıçramayla 9 milyar liraya kadar yükseldi.
Kriz çok fazla etkilemedi
Krizin ekonominin diÄŸer göstergeleri ve reel ticaret üzerindeki yıpratıcı etkisinin de sanal ticaret üzerinde görece daha zayıf gerçekleÅŸtiÄŸi görülüyor. Tüketici davranışlarının en belirgin ÅŸekilde etkilendiÄŸi 2008 son çeyrekte Türkiye’de yaklaşık 2 milyar liralık bir e-ticaret hacmi gerçekleÅŸmiÅŸ. Bu miktar 2007′nin tüm çeyreklerinde ve 2008′in 1. çeyreÄŸinde yakalanan hacimden daha yüksek. Ama kriz olmasaydı 2008, 4. çeyrekte 3 milyar liraya yakın bir hacim beklenebilirdi.
Dünya çapında da durum çok farklı deÄŸil. Online pazarlama araÅŸtırma ÅŸirketi comScore’un araÅŸtırması 2007-2008 yılında e-ticarette yüzde 17 olarak gerçekleÅŸen büyümenin bu yıl yüzde 6-10 arasında gerçekleÅŸeceÄŸini öne sürüyor. Bu, krizin elektronik ticareti de etkilediÄŸini gösteriyor. Ama reel sektörlerde yaÅŸanan gerilemenin boyutları düşünüldüğünde, ergenlik çağında sayılabilecek bir alan için “oldukça saÄŸlıklı atlatılmış bir salgın” yorumunu yapmak da fazla iyimserlik olmasa gerek.
Temel sorun güvenlik ya da ‘güvensizlik’
E-ticaretin önündeki en önemli engellerden biri insanların özellikle kart bilgilerini sanal ortamda paylaÅŸmak konusunda gösterdikleri, kimi zaman haklı saiklere dayanan tedirginlik. Bu konuda önemli bir çözüm olanağı sunan sanal kartlar ise yeterli ilgiyi görmüyor. Kredi kartına baÄŸlı bir online hesabı ifade eden ve kart sahibi tarafından sınırlanmış limiti sayesinde kredi kartının tümüne hükmedemeyen sanal kartların, 2005 baÅŸlarında yüzde 3′ler seviyesinde olan iÅŸlem payı, 2007 sonunda yüzde 2,5′e gerilemiÅŸ. Bu durumu Türk tüketicinin internet üzerinden gerçekleÅŸtirdikleri alışveriÅŸlerde “normal kredi kartlarını kullanma cesareti” olarak yorumlayanlar da var.
Sektörün işleyişinde kilit rolü bulunan bankalar da artan talepler doğrultusunda internet üzerinden verdikleri hizmetleri yeni yazılım destekleriyle geliştiriyorlar ve daha güvenli hale getiriyorlar.
Şirketlere web sayfası zorunluluğu
Yeni Türk Ticaret Kanunu tüm ÅŸirketlere web sitesi kurma mecburiyeti getiriyor.Düzenlemenin yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde internet sitesini oluÅŸturmayan ÅŸirket yöneticileri, 6 aya kadar hapis ve 300 güne kadar adli para cezasına çarptırılacak. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte 1 milyon civarında ÅŸirketin web sitesi kurması gerekecek. E-ticaret yapmak isteyen firmaların, “ürün yönetimi”, “içerik yönetimi” ve “ödeme sistemi” olan bir internet sitesine sahip olması gerekiyor. Bu konuda açık kaynaklı (ücretsiz) yazılımlar da var, ancak iyi iÅŸleyen, ilgili satış alanında uzmanlaÅŸmış ve yerel özellikler içeren bir site için özel bir çözüm üretmek gerekiyor.
Maliye, ‘İngiltere modeli’ne çalışıyor
Gelir İdaresi BaÅŸkanlığı ile Gelir Politikaları Genel Müdürlüğü internet ortamında ticaretle ilgili olarak yeni bir model üzerinde çalışıyor.Elektronik ticareti yeni esaslara baÄŸlayacak bu düzenlemeyle birlikte, satılan eÅŸyayla ilgili “ticari olan” ve “ticari olmayan” ÅŸeklinde ikili bir tanımlamaya gidilecek. Düzenlemede ticari olmayan eÅŸyalar KDV kapsamından çıkarılacak. Yeni sistemde satılan eÅŸyaya “eski-yeni” ayrımı da gelecek. Maliye yetkilileri, İngiltere’de sanal ortamdaki ticari ÅŸirketlere KDV uygulandığını, ÅŸahısların ise KDV kapsamı dışında bırakıldığını belirterek İngiltere modelini örnek aldıklarını vurguluyorlar.
KDV’siz satış ‘internet iÅŸportası’ mı
İnternet ortamında 2 türlü satış yapılıyor. Birinde ÅŸirketler kendi ürünlerini elektronik ortamda pazarlıyor. DiÄŸerinde ise “gittigidiyor.com, hepsiburada.com” gibi sanal alışveriÅŸ merkezleri satış yapıyor. Mevcut KDV kanununa göre bu satışların tümü KDV’ye tabi. Yeni sistemle birlikte sanal ortamda satılan ve ticari olmayan eÅŸyaların KDV kapsamından çıkarılması ve sadece aracılık yapan sitenin komisyonunun KDV’ye tabi olması planlanıyor. Bu, özellikle müzayede usulü satışlarda hem satıcı hem de alıcı için bir avantaj saÄŸlayacak. Ancak bu konuda da KDV’siz satışın bir tür “internet iÅŸportası”na dönüşeceÄŸi endiÅŸesi taşıyanlar var.