Son yıllarda üzerinde en çok konuşulan konulardan biri inovasyon kavramı. Bugün inovasyon sürekli ve karlı büyümenin sağlanması, rekabet gücünün devam ettirilmesi ve artırılması için en önemli önceliklerden biri olarak görülüyor.
İnovasyonu değişik şekillerde tanımlamak olası. İnovasyon ile buluş arasındaki ilişki düşünüldüğünde, inovasyon bir buluşun toplum yararına bir uygulama haline getirilmesi şeklinde tanımlanabilir. Bir fikrin pazarlanabilir bir ürün veya hizmete, yeni veya geliştirilmiş bir üretim süreci veya dağıtım yöntemine dönüşümü de inovasyon olarak adlandırılmakta.
İnovasyon sadece araştırma sonucu ortaya çıkan buluşların uygulanması anlamına gelmiyor. Teknoloji ve ürün bazlı inovasyonun yanında, ürün veya hizmet üretim süreçlerinin tasarlanması ve yönetilmesinde katma değer yaratacak fikirlerin uygulanması şirketlere rekabet avantajı sağlıyor. İnovasyonun katma değer yaratacak fikirlerin uygulanması şeklinde algılanması inovasyonun ulaşılabilir ve uygulanabilir bir strateji olarak görülmesine sebep oluyor. Araştırma ve geliştirmeye dayalı buluşlar için gerekli bilgi, yetkinlik, zaman, araştırma ve geliştirme yatırımı ile karşılaştırıldığında mevcut fikirlerin katma değer sağlayacak dönüşümü yeni fikirlerin yaratılmasına göre daha kolay görülmüyor.
Öte yandan mevcut bir fikrin gerçekten rekabet avantajı ve sürekli büyümeyi sağlayacak katma değeri yaratacak şekilde dönüşümünü sağlamak da kolay değil. İnovasyonu mevcut fikirlerin uygulanması şeklinde yorumlayan kurumların önündeki en önemli zorluk katma değer yaratacak değişim fırsatlarının sürekli ve planlı olarak aranmasına ve uygulanmasına olanak verecek bir girişimcilik kültürünün kurum kültürü içinde yer almasını sağlamakta.
İnovasyon Süreci
Küresel rekabet içinde kendisine sürdürülebilir rekabet avantajları sağlamak zorunda olan Türkiye’deki şirketlerin inovasyon stratejilerini oluştururken inovasyonu sadece mevcut fikirlerin yaratıcı bir şekilde uyarlanması olarak değil, araştırma ile başlayıp araştırma sonucu ortaya çıkan buluşların pazarlanabilir ürün ve hizmetlere dönüşümü olarak biten bir süreç olarak görmesi şart.
İnovasyonu süreç olarak ele alma kavramını bir örnekle anlatmak gerekirse inovasyon sürecinin araştırma ve buluş ucunda Graham Bell’i ve telefonunu, mevcut fikirlerin katma değer sağlayacak şekilde dönüşümü ucunda ise Steve Jobs ve ipod’u konumlandırabiliriz. İnovasyon sürecinin tamamını ele alırsak inovasyon sürecinin araştırma ucundan uygulama ucuna kadar en iyi yöneten kişi olarak Thomas Edison’ı görebiliriz.
Menlo Park’ın Sihirbazı
Kendi araştırma laboratuarını kurup buluşları ile 1063 patent alan araştırmacı Edison aynı zamanda kurduğu şirketlerle bu buluşlarının geniş kitlelere ulaşmasını sağlamış bir girişimci. Buluşu uzun inovasyon sürecinin fikir düzeyindeki ilk adımı olarak tanımlayan Edison, bu yolun sonunu ise patentin alınması, üretilmesi ve topluma kazandırılması olarak tanımlıyor.
19. yüzyılın interneti olarak adlandırılabilecek telgrafın kullanılmaya baÅŸlanmasından sonra telgraf ile ilgili yaptığı buluÅŸlar ile ünlü olan ve birçok yatırımcının finansal desteÄŸini almayı baÅŸaran Edison, Menlo Park’ta ilk endüstriyel araÅŸtırma laboratuarını kurdu. “Menlo Park’ın Sihirbazı” olarak adlandırılan Edison ve beraberinde çalışan araÅŸtırmacılar kısa bir süre içinde baÅŸta elektrik üretimi, dağıtımı ve aydınlatma olmak üzere ses kaydından filmlere, madencilikten beton ve lastik üretimine kadar çok deÄŸiÅŸik konularda buluÅŸlara imzalarını attı. Bu buluÅŸların bazıları pazarlanabilir ürünlere dönüşüp yeni endüstrilerin doÄŸmasına öncülük etti. Bazıları ise fikir aÅŸamasından üretim ve uygulama aÅŸamasına geçemedi. Edison’ın inovasyon sürecindeki deneyimleri, karşılaÅŸtığı zorluklar ve baÅŸarıları bugün inovasyon sürecini yönetmekte olan herkes için bir ders niteliÄŸinde.
İnovasyon Süreci Ve Rekabet
Kalıcı rekabet avantajı ve sürdürülebilir büyüme, araştırma ile başlayıp buluşun toplum yararına uygulanması ile biten inovasyon sürecinin tamamına gerekli önemin verilmesi ile mümkün. Başka bir deyişle mevcut fikirlerin katma değer yaratacak dönüşümüne verilecek önem kadar, katma değer yaratacak bilgi ve teknolojilerin geliştirilmesine de aynı önemin verilmesi ve uzun dönemli kaynakların aktarılması gerekiyor.
Bugün Türkiye’de özel sektörün araştırma ve geliştirmeye ayırdığı kaynak küresel rakiplerinin çok altında yer alıyor. Sürdürülebilir rekabetin ve büyümenin sağlanması için kurumların inovasyon sürecinin tamamına odaklanması ve kaynaklarını aktarması gerekiyor. Şirketlerde pazarlama ve finans sihirbazları kadar Menlo Park sihirbazlarına da ihtiyacımız var.