Ocak 2009
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
Aylık Arşiv
Yıllık Arşiv
Ana Sayfa > Rekabetin Geleceği > "İnovasyon Hayat Kurtarır"
 
"İnovasyon Hayat Kurtarır"
Şirketlerin inovasyonu geniş çaplı görerek, iş süreçlerinden üretime kadar her alanda uygulamaları gerekiyor.

Özellikle son birkaç yıldır sık sık telaffuz ettiğimiz, iş dünyasının geleceği için temel yaklaşım olarak yorumlanan yenilikçilik (inovasyon) kavramı, en basit tanımıyla, "hayatı kolaylaştıran fikirlerin eyleme dönüşmesi" olarak görülebilir. Bu açıdan bakıldığında, aslında yeni bir şeyi keşfetmiyoruz. Yalnızca bilinen bir gerçeğin altını çiziyoruz. Dünyaya, geçmişe baktığımızda, bu yaklaşımla hareket eden birçok şirketin, işadamı, girişimci, yönetici ya da çalışanın, önemli başarıların altına imza attığını görmek zor değil. İnovasyon, yalnızca bir buluş yapmak anlamına da gelmiyor. İnovasyonu, iş süreçlerinden üretim alanlarına, müşteri ilişkilerinden insan kaynaklarına kadar geniş bir perspektifte, klasik bir deyişle "yaşam biçimi" olarak görmek gerekiyor.

Capital Dergisi Yayın Yönetmeni, Ekonomist ve PCNet Dergilerinin Yayın Direktörü, yazar Mehmet Rauf Ateş de inovasyonu böyle yorumlayan fikir insanlarından biri... Bu konuyu, geçtiğimiz aylarda yayınlanan "İnovasyon Hayat Kurtarır" adlı kitabıyla da kapsamlı bir şekilde ele alan Ateş, yalın ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergiliyor. KOBİ’lerden büyük şirketlere, çalışanlardan yöneticilere ve işadamlarına kadar herkesi "açık inovasyona" davet ediyor. M. Rauf Ateş ile inovasyonun dünü, bugünü ve geleceğinden, doğru inovasyon yaklaşımları ve uygulamalarına kadar uzanan bir söyleşi yaptık.

KF: Şirketlerin ömrü gerçekten kısalıyor mu?
Evet, acımasız rekabet ortamında şirketlerin ayakta kalması, hayatlarını sürdürmesi de zorlaşıyor. Rakamlar da aslında bu tabloyu destekliyor. Ünlü yönetim uzmanı Arie De Gues’in araştırmasına göre, ortalama şirket ömrü, Almanya’da 45 yıldan 18 yıla, Fransa’da 13 yıldan 9 yıla, İngiltere’de ise 10 yıldan 4 yıla indi. "Dünyanın En Büyük 500 Şirketi" araştırmasına katılan şirketlerin ortalama yaşam süresi ise 40 yıl. Stanford Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma göre ise Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da şirketlerin ortalama yaşam süreleri 10 ila 20 yıl arasında değişiyor.

KF: Peki bunun çözümü inovasyon mu?
Aslında inovasyon, ülkemizde yeni iş dünyasının gündemine girdi. Ancak, insanlık tarihi kadar eski. Son yıllarda ise daha sistematik yapılıyor, şirketlerin içine adeta gömülüyor ya da stratejilerinin temelini oluşturuyor. Oysa ampul gibi buluşların yanı sıra Ford’un T Modeli’ne kadar onlarca konuya öncülük etmiş yenilikçi şirketler vardı. O nedenle, yakın ve uzak geçmişe baktığımızda, başarılı, aynı zamanda uzun ömürlü şirketlerin inovatif olduklarını görmek mümkün. Bir dönemler Fortune 500 ya da ISO 500’de üst sıralarda yer alanlardan bazıları artık aramızda değil. Bunların yanında ömürlerine ömür katanların önemli bölümü yenilikçi olanlardan çıkıyor. Örneğin, kağıt ve ormancılık gibi alanlarda faaliyet gösteren Nokia... Türkiye’den Arçelik... Ofislere yönelik çelik dolap üretiminden geldiği konuma bakın. Arçelik, 1968 yılında ilk 100 şirket arasında değildi. Şimdi Türkiye’nin en büyük özel şirketleri arasında yer alıyor. Nokia kağıt, Arçelik çelik dolap işinde kasalar belki yine hayatta olacaklardı. Ancak, bulundukları sektörde zirveye ulaşsalar bile, büyüklükleri sınırlı kalabilecekti.

KF: İnovasyonun sonu yok mu? Sürekli inovasyon yapmak mümkün mü?
Bu konudaki en önemli soruya dikkat çekiyorsunuz. Gerçekten de çok önemli. Ünlü yönetim danışmanı Geoffrey Moore’un inovasyonla ilgili şu sözünü hiç unutmam: ’Eğer birisi artık burada yenilik yapamıyoruz diyorsa, ona inanmayın. Bütün kuruluşların her zaman yenilik yapma olanağı vardır ve yapmalıdır, en azından makul bir maliyetle. Gerçekten de elektronikten havacılığa kadar her alanda çok önemli buluşlar yapıldı. Hayatın çeşitli alanlarına bakın. Elektrik, ampul, televizyon, buzdolabı, pc, otomobil ve diğerleri ... Belki yeni buluşlar ve keşifler olacaktır. Ancak şirketlerde değer yaratmak müşterilerin hayatını kolaylaştırmak için yeni keşif ve buluşlar beklemek de anlamlı değil. O nedenle şirketlerin inovasyonu geniş çaplı anlamalarında, iş süreçlerinden üretime kadar her alanda uygulamaları gerekiyor. O nedenle inovasyonu, buluşçuluk ve keşiften daha öte bir yaklaşım olarak benimsemeleri, iyi algılamaları ve hayata geçinmelerinde yarar var.

KF: Bu yaklaşımı teknoloji ve yeni ürün keşfetmek olarak algılayanlar var. Gerçekten böyle midir?
Belki de bu konuda en çok yapılan hatalardan biri, inovasyonun yalnızca teknolojiyi kapsadığını düşünmek. Yapılan araştırmalar da bunu gösteriyor. Yöneticiler, inovasyonu, yalnızca teknolojiyle ilgili bir yaklaşım olarak değerlendiriyor, AR-GE işlerinin bir sonucu olarak görüyor. Oysa durum tam da öyle değil. Yönetim gurusu Jagdish Sheth de aynı görüşte; "CEO’lann en büyük hatası, inovasyonun ürün ve hizmetlerle sınırlı olduğuna inanmaları. Inovasyon daha evrenseldir ve şirket içi süreçler, şirket küH:ürü ve sistemler de eşit ölçüde inovasyon gerektirir" diyor.

KF: Biz inovasyonla ilgili en dikkat çekici gelişmeleri Batıda, ABD’de görüyoruz. Sizce inovasyon gelişmiş ülkeler için mi uygundur?
Dünyada tam da böyle bir inanış var. Bütün önemli buluşların başta ABD olmak üzere Batı dünyasından gelmiş olması da bu yaklaşımı destekliyor. Oysa yönetim guruları aksini savunuyor. Ancak dünyadaki gelişmeleri yakından izleyenler farkında. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden müthiş yenilikler geliyor. Örneğin, Tata Motors, 2008 yılında İngiltere’de 2.000 Dolarl’ık bir otomobili piyasaya sürecek; Çin ise Ay’a insan gönderecek.

KF: İnovasyonu şirketler tek başına mı yapmalı? Bunun başka yöntemleri de var mıdır?
İnovasyona dair en önemli noktalardan ve sorunlardan biri de "nereden başlanacağı"dır. CEO’lar, genellikle nasıl yapacaklarını sorgularken, bu alanda yalnız olduklarını düşünür. Oysa dünyanın en inovatif şirketleri, bu başarıyı paylaşarak gerçekleştiriyor. O nedenle bu konudaki en önemli sloganlardan biri, ’Her şeyi kendi başınıza yapmak zorunda değilsiniz.’ Zaten bu nedenle de dünyadaki en iyi şirketler, dünya ölçeğindeki yaratıcı kaynaklardan fikir, teknoloji ve bilgi alarak, "açık inovasyon" politikasını uyguluyor. Bu nedenle çalışanların yanı sıra müşteri, iş ortakları ve tedarikçileri de işin içine katanlar oluyor. Üstelik çok başarılı sonuçlar da alınıyor. Üniversiteler, çeşitli araştırma kuruluşları ve en önemlisi farklı sektör birliktelikleri de iyi sonuçlar verebiliyor.

KF: Küçük fikirler inovasyon kapsamına girer mi?
Şimdi bir sektörü ele alalım. Örneğin, bireysel emeklilik şirketleri... Burada işin bir tanımı ve düzenleyici kurum ile yasalar var. Bazı sınırların dışına çıkmanız mümkün değil. Böyle bakarsanız, bireysel emeklilik işini hep aynı yöntemle yapmak, babadan kalma alışkanlıkları korumak gerekli. Oysa başarılı olanlar fark yaratıyor. Ürün tasarımından müşteri yönetimine inovatif çözümler geliştiriyorlar. "Mor İnek" kitabıyla farklılaşma alanında çığır açan Seth Godin, ’Artık eskisi gibi büyük buluşlar, müthiş yenilikler yapılamıyor. Gerçek inovasyon küçük ve yumuşak yeniliklerde’ diye konuşuyor. Ona göre, son dönemde öne çıkan şirketler, bu tip yenilikleri kendi içlerinde, küçük fikirlerin büyütülmesinden buluyor.

KF: Bazı yöneticiler, "Ben toprak, çimento işindeyim. Bu alanlarda ne yenilik yapayım" diyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Geçenlerde Harvard Business Review’da bir araştırma yayınlandı. İşin özünde tam bu konu vardı. "Commodity’ler de inovatif olabilir". Bunun çok sayıda örnekleri de var. İnovasyona dayalı büyüme konusunda örnek veren yönetim guruları, Cemex örneğine dikkat çekerler. Güney Amerikalı bu şirket, ürün geliştirmeden pazarlamaya kadar çeşitli alanlarda inovasyona yönelik stratejileri hayata geçiriyor. Bu konuda Sabancı’nın Çimento Grubu Başkanı Erhan Kamışlı’nın değerlendirmesini hatırlıyorum. 2006 yılında inovasyon stratejisini oluşturmak için danışman la çalıştıklarını, 2007 yılı içinde de işe koyulacaklarını, çok önemli projeleri hayata geçireceklerini söylemişti.

KF: Çalışanlar inovasyona nasıl dahil edilebilir?
Bu işin en iyi yöntemi şirket içinde etkin çalışan bir "öneri sistemi" kurmak Siz de biliyorsunuz, çok sayıda şirket bunu laf olsun diye yapıyor, gelen öneriler raflarda kalıyor. Çalışanlara önerilerinin işe yaradığını göstermek, hayata geçinmek de gerekiyor. Bunu Türkiye’de başarıyla yapan şirketler de var.

KF: Sizce Türkiye’de inovasyon CEO’ların gündemine girdi mi? Bu konuda öne çıkan şirketler hangileri?
Biz bu konuda Capital ve Ekonomist dergileri olarak öncü araştırmalar yaptık CEO’larla yaptığımız araştırmada, onların gündemine bu konunun girdiğini, üst sıralara tırmandığını saptamıştık. CEO’ların yüzde 70’e yakını, ’İnovasyon önceliklerimiz arasında ilk 3 içinde’ yanıtını vermişti. Bu yıl oranın daha da arttığını düşünüyorum. Başarılı uygulamalarda ise her sektörden çok iyi şirketler olduğunu görüyoruz. Ben kitabıma çok sayıda şirket örneğini aldım. Arçelik, Anadolu Efes, Turkcell, Yaşar Holding. Ülker, Vestel, Goldaş ve Petrol Ofisi... Türkiye’de inovasyon önemli bir ölçüde şirketlerin gündeminde yerini almaya başladı.

KF: İnovasyonda başarılı olan, bu işi şirketinin içine gömmek isteyenlerin nereden başlamaları gerekiyor?
Bu sorunun yanıtı, şirketlerin geçmişinde saklı. Başarılı şirketlerin bu düzeye ulaşırken ne yaptıklarına bakmak gerekiyor. Türkiye’de de bunun öncüleri var. Ben buna “genetik değişim" diyorum. İnovasyonda başarının yolu genetik değişimden, gen mühendisliğinden de geçiyor.

Kaynak: KobiFinans Dergisi 15. Sayı
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

İş fikirleri-bayilik-franchise Site ekle (Vynet) Site Ekle Site ekle
Sitemizde yer alan iş fikirleri, bayilik, franchise, girişimci üzerine yazılar, girişimcilere ürünler kategorilerindeki yazıların,resimlerin alınması, kopyalanması yalnızca kaynak gösterilmesi doğrultusunda mümkündür.
Copyright©Tradevistas Corp.