İnovasyon Hayat Kurtarır

admin tarafından yazılmıştır.
Yorum Yok

Şirketlerin inovasyonu geniş çaplı görerek, iş süreçlerinden üretime kadar her alanda uygulamaları gerekiyor.

Özellikle son birkaç yıldır sık sık telaffuz ettiÄŸimiz, iÅŸ dünyasının geleceÄŸi için temel yaklaşım olarak yorumlanan yenilikçilik (inovasyon) kavramı, en basit tanımıyla, “hayatı kolaylaÅŸtıran fikirlerin eyleme dönüşmesi” olarak görülebilir. Bu açıdan bakıldığında, aslında yeni bir ÅŸeyi keÅŸfetmiyoruz. Yalnızca bilinen bir gerçeÄŸin altını çiziyoruz. Dünyaya, geçmiÅŸe baktığımızda, bu yaklaşımla hareket eden birçok ÅŸirketin, iÅŸadamı, giriÅŸimci, yönetici ya da çalışanın, önemli baÅŸarıların altına imza attığını görmek zor deÄŸil. İnovasyon, yalnızca bir buluÅŸ yapmak anlamına da gelmiyor. İnovasyonu, iÅŸ süreçlerinden üretim alanlarına, müşteri iliÅŸkilerinden insan kaynaklarına kadar geniÅŸ bir perspektifte, klasik bir deyiÅŸle “yaÅŸam biçimi” olarak görmek gerekiyor.

Capital Dergisi Yayın Yönetmeni, Ekonomist ve PCNet Dergilerinin Yayın Direktörü, yazar Mehmet Rauf AteÅŸ de inovasyonu böyle yorumlayan fikir insanlarından biri… Bu konuyu, geçtiÄŸimiz aylarda yayınlanan “İnovasyon Hayat Kurtarır” adlı kitabıyla da kapsamlı bir ÅŸekilde ele alan AteÅŸ, yalın ve çözüm odaklı bir yaklaşım sergiliyor. KOBİ’lerden büyük ÅŸirketlere, çalışanlardan yöneticilere ve iÅŸadamlarına kadar herkesi “açık inovasyona” davet ediyor. M. Rauf AteÅŸ ile inovasyonun dünü, bugünü ve geleceÄŸinden, doÄŸru inovasyon yaklaşımları ve uygulamalarına kadar uzanan bir söyleÅŸi yaptık.

KF: Şirketlerin ömrü gerçekten kısalıyor mu?
Evet, acımasız rekabet ortamında ÅŸirketlerin ayakta kalması, hayatlarını sürdürmesi de zorlaşıyor. Rakamlar da aslında bu tabloyu destekliyor. Ünlü yönetim uzmanı Arie De Gues’in araÅŸtırmasına göre, ortalama ÅŸirket ömrü, Almanya’da 45 yıldan 18 yıla, Fransa’da 13 yıldan 9 yıla, İngiltere’de ise 10 yıldan 4 yıla indi. “Dünyanın En Büyük 500 Åžirketi” araÅŸtırmasına katılan ÅŸirketlerin ortalama yaÅŸam süresi ise 40 yıl. Stanford Üniversitesi’nin yaptığı bir araÅŸtırma göre ise Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da ÅŸirketlerin ortalama yaÅŸam süreleri 10 ila 20 yıl arasında deÄŸiÅŸiyor.

KF: Peki bunun çözümü inovasyon mu?
Aslında inovasyon, ülkemizde yeni iÅŸ dünyasının gündemine girdi. Ancak, insanlık tarihi kadar eski. Son yıllarda ise daha sistematik yapılıyor, ÅŸirketlerin içine adeta gömülüyor ya da stratejilerinin temelini oluÅŸturuyor. Oysa ampul gibi buluÅŸların yanı sıra Ford’un T Modeli’ne kadar onlarca konuya öncülük etmiÅŸ yenilikçi ÅŸirketler vardı. O nedenle, yakın ve uzak geçmiÅŸe baktığımızda, baÅŸarılı, aynı zamanda uzun ömürlü ÅŸirketlerin inovatif olduklarını görmek mümkün. Bir dönemler Fortune 500 ya da ISO 500’de üst sıralarda yer alanlardan bazıları artık aramızda deÄŸil. Bunların yanında ömürlerine ömür katanların önemli bölümü yenilikçi olanlardan çıkıyor. ÖrneÄŸin, kağıt ve ormancılık gibi alanlarda faaliyet gösteren Nokia… Türkiye’den Arçelik… Ofislere yönelik çelik dolap üretiminden geldiÄŸi konuma bakın. Arçelik, 1968 yılında ilk 100 ÅŸirket arasında deÄŸildi. Åžimdi Türkiye’nin en büyük özel ÅŸirketleri arasında yer alıyor. Nokia kağıt, Arçelik çelik dolap iÅŸinde kasalar belki yine hayatta olacaklardı. Ancak, bulundukları sektörde zirveye ulaÅŸsalar bile, büyüklükleri sınırlı kalabilecekti.

KF: İnovasyonun sonu yok mu? Sürekli inovasyon yapmak mümkün mü?
Bu konudaki en önemli soruya dikkat çekiyorsunuz. Gerçekten de çok önemli. Ünlü yönetim danışmanı Geoffrey Moore’un inovasyonla ilgili ÅŸu sözünü hiç unutmam: ’EÄŸer birisi artık burada yenilik yapamıyoruz diyorsa, ona inanmayın. Bütün kuruluÅŸların her zaman yenilik yapma olanağı vardır ve yapmalıdır, en azından makul bir maliyetle. Gerçekten de elektronikten havacılığa kadar her alanda çok önemli buluÅŸlar yapıldı. Hayatın çeÅŸitli alanlarına bakın. Elektrik, ampul, televizyon, buzdolabı, pc, otomobil ve diÄŸerleri … Belki yeni buluÅŸlar ve keÅŸifler olacaktır. Ancak ÅŸirketlerde deÄŸer yaratmak müşterilerin hayatını kolaylaÅŸtırmak için yeni keÅŸif ve buluÅŸlar beklemek de anlamlı deÄŸil. O nedenle ÅŸirketlerin inovasyonu geniÅŸ çaplı anlamalarında, iÅŸ süreçlerinden üretime kadar her alanda uygulamaları gerekiyor. O nedenle inovasyonu, buluşçuluk ve keÅŸiften daha öte bir yaklaşım olarak benimsemeleri, iyi algılamaları ve hayata geçinmelerinde yarar var.

KF: Bu yaklaşımı teknoloji ve yeni ürün keşfetmek olarak algılayanlar var. Gerçekten böyle midir?
Belki de bu konuda en çok yapılan hatalardan biri, inovasyonun yalnızca teknolojiyi kapsadığını düşünmek. Yapılan araÅŸtırmalar da bunu gösteriyor. Yöneticiler, inovasyonu, yalnızca teknolojiyle ilgili bir yaklaşım olarak deÄŸerlendiriyor, AR-GE iÅŸlerinin bir sonucu olarak görüyor. Oysa durum tam da öyle deÄŸil. Yönetim gurusu Jagdish Sheth de aynı görüşte; “CEO’lann en büyük hatası, inovasyonun ürün ve hizmetlerle sınırlı olduÄŸuna inanmaları. Inovasyon daha evrenseldir ve ÅŸirket içi süreçler, ÅŸirket küH:ürü ve sistemler de eÅŸit ölçüde inovasyon gerektirir” diyor.

KF: Biz inovasyonla ilgili en dikkat çekici gelişmeleri Batıda, ABD’de görüyoruz. Sizce inovasyon gelişmiş ülkeler için mi uygundur?
Dünyada tam da böyle bir inanış var. Bütün önemli buluşların başta ABD olmak üzere Batı dünyasından gelmiş olması da bu yaklaşımı destekliyor. Oysa yönetim guruları aksini savunuyor. Ancak dünyadaki gelişmeleri yakından izleyenler farkında. Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden müthiş yenilikler geliyor. Örneğin, Tata Motors, 2008 yılında İngiltere’de 2.000 Dolarl’ık bir otomobili piyasaya sürecek; Çin ise Ay’a insan gönderecek.

KF: İnovasyonu şirketler tek başına mı yapmalı? Bunun başka yöntemleri de var mıdır?
İnovasyona dair en önemli noktalardan ve sorunlardan biri de “nereden baÅŸlanacağı”dır. CEO’lar, genellikle nasıl yapacaklarını sorgularken, bu alanda yalnız olduklarını düşünür. Oysa dünyanın en inovatif ÅŸirketleri, bu baÅŸarıyı paylaÅŸarak gerçekleÅŸtiriyor. O nedenle bu konudaki en önemli sloganlardan biri, ’Her ÅŸeyi kendi başınıza yapmak zorunda deÄŸilsiniz.’ Zaten bu nedenle de dünyadaki en iyi ÅŸirketler, dünya ölçeÄŸindeki yaratıcı kaynaklardan fikir, teknoloji ve bilgi alarak, “açık inovasyon” politikasını uyguluyor. Bu nedenle çalışanların yanı sıra müşteri, iÅŸ ortakları ve tedarikçileri de iÅŸin içine katanlar oluyor. Üstelik çok baÅŸarılı sonuçlar da alınıyor. Üniversiteler, çeÅŸitli araÅŸtırma kuruluÅŸları ve en önemlisi farklı sektör birliktelikleri de iyi sonuçlar verebiliyor.

KF: Küçük fikirler inovasyon kapsamına girer mi?
Åžimdi bir sektörü ele alalım. ÖrneÄŸin, bireysel emeklilik ÅŸirketleri… Burada iÅŸin bir tanımı ve düzenleyici kurum ile yasalar var. Bazı sınırların dışına çıkmanız mümkün deÄŸil. Böyle bakarsanız, bireysel emeklilik iÅŸini hep aynı yöntemle yapmak, babadan kalma alışkanlıkları korumak gerekli. Oysa baÅŸarılı olanlar fark yaratıyor. Ürün tasarımından müşteri yönetimine inovatif çözümler geliÅŸtiriyorlar. “Mor İnek” kitabıyla farklılaÅŸma alanında çığır açan Seth Godin, ’Artık eskisi gibi büyük buluÅŸlar, müthiÅŸ yenilikler yapılamıyor. Gerçek inovasyon küçük ve yumuÅŸak yeniliklerde’ diye konuÅŸuyor. Ona göre, son dönemde öne çıkan ÅŸirketler, bu tip yenilikleri kendi içlerinde, küçük fikirlerin büyütülmesinden buluyor.

KF: Bazı yöneticiler, “Ben toprak, çimento iÅŸindeyim. Bu alanlarda ne yenilik yapayım” diyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
Geçenlerde Harvard Business Review’da bir araÅŸtırma yayınlandı. İşin özünde tam bu konu vardı. “Commodity’ler de inovatif olabilir”. Bunun çok sayıda örnekleri de var. İnovasyona dayalı büyüme konusunda örnek veren yönetim guruları, Cemex örneÄŸine dikkat çekerler. Güney Amerikalı bu ÅŸirket, ürün geliÅŸtirmeden pazarlamaya kadar çeÅŸitli alanlarda inovasyona yönelik stratejileri hayata geçiriyor. Bu konuda Sabancı’nın Çimento Grubu BaÅŸkanı Erhan Kamışlı’nın deÄŸerlendirmesini hatırlıyorum. 2006 yılında inovasyon stratejisini oluÅŸturmak için danışman la çalıştıklarını, 2007 yılı içinde de iÅŸe koyulacaklarını, çok önemli projeleri hayata geçireceklerini söylemiÅŸti.

KF: Çalışanlar inovasyona nasıl dahil edilebilir?
Bu iÅŸin en iyi yöntemi ÅŸirket içinde etkin çalışan bir “öneri sistemi” kurmak Siz de biliyorsunuz, çok sayıda ÅŸirket bunu laf olsun diye yapıyor, gelen öneriler raflarda kalıyor. Çalışanlara önerilerinin iÅŸe yaradığını göstermek, hayata geçinmek de gerekiyor. Bunu Türkiye’de baÅŸarıyla yapan ÅŸirketler de var.

KF: Sizce Türkiye’de inovasyon CEO’ların gündemine girdi mi? Bu konuda öne çıkan şirketler hangileri?
Biz bu konuda Capital ve Ekonomist dergileri olarak öncü araÅŸtırmalar yaptık CEO’larla yaptığımız araÅŸtırmada, onların gündemine bu konunun girdiÄŸini, üst sıralara tırmandığını saptamıştık. CEO’ların yüzde 70’e yakını, ’İnovasyon önceliklerimiz arasında ilk 3 içinde’ yanıtını vermiÅŸti. Bu yıl oranın daha da arttığını düşünüyorum. BaÅŸarılı uygulamalarda ise her sektörden çok iyi ÅŸirketler olduÄŸunu görüyoruz. Ben kitabıma çok sayıda ÅŸirket örneÄŸini aldım. Arçelik, Anadolu Efes, Turkcell, YaÅŸar Holding. Ülker, Vestel, GoldaÅŸ ve Petrol Ofisi… Türkiye’de inovasyon önemli bir ölçüde ÅŸirketlerin gündeminde yerini almaya baÅŸladı.

KF: İnovasyonda başarılı olan, bu işi şirketinin içine gömmek isteyenlerin nereden başlamaları gerekiyor?
Bu sorunun yanıtı, ÅŸirketlerin geçmiÅŸinde saklı. BaÅŸarılı ÅŸirketlerin bu düzeye ulaşırken ne yaptıklarına bakmak gerekiyor. Türkiye’de de bunun öncüleri var. Ben buna “genetik deÄŸiÅŸim” diyorum. İnovasyonda baÅŸarının yolu genetik deÄŸiÅŸimden, gen mühendisliÄŸinden de geçiyor.

  • FriendFeed'de PaylaÅŸ
  • Facebook'ta PaylaÅŸ
  • Twitter'da PaylaÅŸ
  • Yorum yapın

    Girisimicin.com © 2010