|
Küresel mali krizin sürdüğü şu ortamda biraz rahatlamak gerekiyor. İnsanlar ‘’Acaba işsiz kalır mıyız’’ korkusu içinde. ‘’Yaratıcı düşünce’’ var olduğu sürece ‘’hiçbir krizin morallerimizi bozmaması’’ gerek.
İşte girişimcilik ruhunun en kolay işlerle bile ‘’devrede olduğunu’’ ispat etmek üzere bu hafta basit bir projeden bahsedeceğim. Amacım ‘’yenilik fikirleri’’ sayesinde kimsenin işsiz kalmayacağını ufak bir örnekle açıklamak!
Biliyorsunuz ‘’ambalaj estetiği’’ satışta itici güçlerden biri. Bugün en azından market raflarına baktığımızda ürün içeriğiyle pek de uyuşmayan ‘’ambalaj tasarımlarıyla’’ karşılaşıyoruz. Ambalajın fiziki unsurları bir tarafa üzerinde bulunan simgeler de marka logusuyla hayli uyumsuz görünüyor.
Ambalaj tasarımını etkileyen unsurların başında ‘’barkod’’ uygulaması var. Bilindiği gibi barkodlar ürün fiyatından depodaki stop düzeyine kadar uzanan birçok bilgiyi ‘’bar’’ diye tabir edilen dikey çizgilerle kayıt ortamına taşıyan anahtar şifreler. Bunlar genellikle ‘’ülke, firma ve ürün kodları’’nı gösteriyor.
Barkodların çoğu standart özellikte ve hiç de estetik olmayan görüntülere sahip. Çoğu zaman ‘’dışarıdan yapıştırılmış bir etiket’’ hissi veren barkodların ambalaj alanında büyük yer işgal etmesi ise ciddi sorun. Dahası ambalaj genel karakteriyle uyumsuz bu çizgiler ambalajın belirli bir yerinde olmadığından market kasalarında ‘’optik okuyucuya’’ kolaylıkla gösterilemiyor.
Japonlar standartları yumuşattı
İlk kez Japonya’da başlayan ‘’sıra dışı barkod tasarımı’’ hem ambalajların genel estetiğiyle uyumlulaştırıldı; hem de logoyu tamamlayan ‘’artistik bir unsur’’ haline getirildi.
Yaratıcılığın ilginç öyküsü şöyle: Japonya’da kasiyerlerin ‘’çok hızlı hareket etmesi’’ zorunluluğu var. Müşteri trafiği açısından vazgeçilemez bir uygulama bu. Market yönetimleri kasaların verimli çalışıp çalışmadığı bir dakika içinde ‘’optik okuyucudan geçirilen ürün sayısıyla’’ ölçüyor ve kasiyerlere bu ölçüler üzerinden ücret ödeniyor. Bu sıkıntılı durumu gören bir tasarımcı kasiyerlerin barkodun yerini aramaması için önce barkodu ambalajın çevresine yayıyor. Fakat bu kez ‘’ambalajın estetiğinde’’ ciddi bozulmalar olduğunu görüyor.
Sonuçta barkodun kolaylıkla bulunabilmesi için ‘’ambalajı önyüzünde’’ yer alması gerektiği kanısına varıyor. Fakat barkodun oldukça kaba görüntüsünün logonun hemen yanı başında olması çok sırıtıyor.
Ve sonuçta tasarımcı, barkodu ‘’kendi içinde mesajlar veren estetik bir şekil’’ haline getirmekte buluyor. Böylece tüketiciye hem ekstra bir mesaj verilmiş oluyor, hem de ambalaj yeni bir kimlik kazanıyor.
Evde bile yapılabilen bir iş!


Şimdi tüm dünyaya yayılan bu uygulama ‘’barkod tasarımcılığı’’ olarak tanımlanabilen yeni bir mesleği ortaya çıkarmış durumda. Buluşsal özelliklerine güvenen kimi tasarımcılar, barkodları ürün kampanyalarında birer ‘’mesaj unsuru’’ gibi kullanıyor. Eğer yerel kısıtları yoksa barkodları reklam unsuru olarak kullanmak ta mümkün. Bazı tasarımcılar ‘’barkod görüntüleri’’ yoluyla tüketicilerin eğitileceği ve eğlenceli biçimde ambalajın farklılaşacağına inanıyor. Hatta içlerinde ‘’barkod serileri’’ icat ederek tüketiciyi ‘’görsel şifrelerini’’ çözenlere çeşitli hediyeler veriliyor. Böylece barkodları incelemeye yönlendiren tüketiciler psikolojik olarak ‘’marka bağımlılığı’’ içine sokulmuş oluyor.
Ulusal imaja katkı
Barkod dünyasında bu tür uygulamalar sürerken özellikle ilaçlarda ve taşıma sektöründe uygulanan ‘’karekod’’larda da bazı ilginç yaklaşımlar var.
Ancak bu yaratıcı uygulamaların karşısına çıkan en büyük engel ‘’barkod uygulamasıyla ilgili yönetmeliklerin’’ biraz çağ dışı kalmış sınırlayıcılığı. Eğer bu işlerde ‘’estetik duyarlılıklara’’ daha fazla izin verilirse ilginç ambalaj çeşitleriyle ‘’farklılık’’ yaratacağı kesin.
Ambalaj ve etiket yönetmeliklerinde yapılacak değişikliklerle en azından
‘’Türkiye’nin değerlerini tarihin, ören yerlerini ve doğal güzelliklerini’’ barkodlara yansıtarak oldukça farklı ambalajlar yaratmak mümkün olacak.
Bazı uygulama aynı zamanda Türkiye’nin dünyadaki imajına farklı bir katkı demek. Örneğin ‘’Ayasoyfa’’, ‘’Sultanahmet’’, ‘’Kızkulesi’’, ya da ‘’Antik Efes’’ gibi yüzlerce imajı birer siluet halinde 13 haneli barkod görüntüsüne dönüştürmek ilginç bir iş fikri! İhraç ürünlerinde eğer böyle bir imkan yaratılabilirse yaratıcı tasarımcılık alanında yeni bir iş kolu doğmuş olacak.
Penceremden
Barkodları uygulama koşulları Türkiye’de TOBB tarafından belirleniyor. Bunlar uluslar arası standartlara uygunluk taşıyan normlar halinde. Barkodun yasal kadrajını bozmadan yapılacak grafik uygulamalarında bir sorun çıkacağını sanmıyorum. Ancak uygulamanın en azından TOBB eliyle ihraç ürünlerinde gerçekleştirilmesi yaralı olabilir. Tasarım teknikleriyle ilgili her türden ayrıntıyı almak için internet üzerinden ‘’Barcode Revulation’’ adlı ilginç eseri sipariş edebilirsiniz. Nur Demirok(Para Dergi)